YENİ BİR PİPONUN AÇILMASI
1998’de Pipes and tobaccos dergisinde çıkan bu yazının en çok tartışılan kısmı, yeni bir piponun kaç dolumla açılacağı meselesiydi. Bu sorunun kesin bir cevabı yok; bazı pipolar birkaç dolumda otururken, bazıları için bu süreç çok daha uzun sürebiliyor. Yine de ben hala şuna inanıyorum: pipo temiz tutulup hava alacak şekilde bakılırsa 11— 50 ya da 100 dolumdan sonra, ilk birkaç doluma göre çok daha iyi içim verir.
Bu yazı çıktıktan sonra Bo Nordh beni aradı ve 50 dolum olmadan bir piponun keyifli içim vermeyeceğini söylemek istemediğini belirtti. “Benim pipolarım daha ilk dolumdan itibaren güzel içim verir,” dedi. “Ama zamanla oturdukça çok daha iyi hale gelirler.”
Hiç yepyeni bir kot pantolon giyip de dar, sert ve rahatsız hissettiğiniz oldu mu? Onu, defalarca giyilmiş, onlarca kez yıkanmış, tam bedeninize oturan eski kot pantolonla karşılaştırın. İşte o eski pantolon, rahatlığın ve huzurun ta kendisidir. Ayakkabılar için de durum aynı değil mi?Kaç kez yeni bir deri ayakkabı aldınız da ilk günlerde sert, rahatsız ve hatta ayakta su toplamasına neden olan bir deneyim yaşadınız?Sonra düşünün, binlerce kez giyilmiş, ayağınızın şeklini almış eski ayakkabınızı ayağınıza geçirdiğinizde hissettiğiniz konforu… Derisi öyle yumuşaktır ki, ayağınızı sarar gider.İpek gibi yumuşak hissettirirler. Hatta, bize tanıdık ve rahat gelen bir şeyi anlatmak için “sanki eski bir ayakkabı gibi ayağına oturuyor” deriz.
Peki nişastalı yeni kotla yıllanmış eski kot arasındaki fark nedir? Ya da sert ayakkabılarla, giyildikçe ayağa oturmuş rahat eski ayakkabılar arasındaki? Elbette en çok sevdiklerimiz, alışılmış ve “açılmış” olanlardır. Bize uyarlar, kişiliğimize yakışırlar; sanki bizden bir parçaymış gibidirler. Ben aynı şeyin pipolar için de geçerli olduğuna inanıyorum ve yalnız olmadığımı biliyorum. Bu konuyu, yani yeni bir piponun alıştırılması sürecini ve bu süreci kolaylaştıran yöntemleri, onlarca tecrübeli pipo içicisiyle konuştum. Hepsinin bu meseleye ne kadar önem verdiğini görmek beni gerçekten şaşırttı. Ayrıca, yeni pipolardan daha hızlı keyif almak için buldukları yaratıcı önerilerin çeşitliliği de dikkatimi çekti.
Bir piponun alıştırılması, sanki tek bir anlama geliyormuş gibi sık sık duyduğumuz bir kavram. Oysa işin gerçeği, her koleksiyoncu için farklı bir şey ifade ediyor. Çoğu pipo içicisinin sandığından daha karmaşık bir konu aslında; ama üzerinde durmaya değer. Çünkü size en uygun yöntemi keşfetmek ve uygulamak, pipo içiminde en yüksek keyfi, rahatlığı ve tatmini yaşamanın tek yoludur. Bunun için de pipo tamamen alıştırılmış olmalıdır. Tıpkı yumuşacık kotlar ve eski rahat ayakkabılar gibi.
Elbette, yeni başlayanlar için önerilen teknikler aslında herkes için geçerlidir, en deneyimli koleksiyoncular dahil. Yeni bir piponuz olduğunda, işin sırrı yavaş içmektir. Bazı pipo uzmanları, pipoyu yarıya kadar doldurup dibi görene kadar içmenizi ya da içindeki tütün tamamen kül olana kadar sürdürmenizi tavsiye eder. Onlara göre her dolumda pipoyu biraz daha fazla doldurmalı ve tam dolu içime beşinci ya da altıncı denemeden önce geçmemelisiniz.
Diğer bazı uzmanlar ise bunun tam tersini savunur: İlk dolumdan itibaren pipoyu ağzına kadar doldurmanız gerektiğini söylerler. Hatta bir keresinde, Baltimore’daki Fader’s Tobacconist’ten Bill Fader’dan bir pipo aldığımı hatırlıyorum.Bana hangi tür tütünü sevdiğimi sordu. Ben de English/Oriental dedim, o da piponun haznesini kendi İstanbul adını verdiği harmanıyla ağzına kadar doldurdu. Birkaç yıl sonra, Kopenhag, Danimarka’daki S. Bang atölyesini ziyaret ettim. İki pipocudan biri olan Per Hansen, beni yeni yaptığı bir pipoyu doldururken izledi. Ben haznenin yaklaşık üçte ikisini doldurmuştum. Bana, “Neden tam doldurmuyorsun?” diye sordu. “Bilirsin, yarıya kadar doldurup zamanla artırman gerektiği söylenir ama bu sadece ucuz ağaçlarda geçerlidir, çünkü çatlama riski vardır. İyi bir pipoda ise baştan itibaren tam dolumla başlamalısın.”
Amerika’nın en deneyimli pipocusu Paul Perri’dir; 60 yılı aşkın süredir pipo yapmaktadır. Paul’ün, başka büyük bir Amerikalı pipocu olan Sydney Ram ile dostluğu vardı. Sydney’in yeni pipolarla ilgili ilginç bir teorisi bulunuyordu.
Paul şöyle anlatır:
Biz ona Sydney ‘God-Bless-America’ Ram derdik. Çünkü Sydney’in tavsiyesi şuydu: Yeni bir pipoyu alın, bir bardağın içine daldırın ve sadece ‘God Bless America’ diyecek kadar kısa bir süre suda bekletin. Sonra pipoyu bir havluyla iyice kurulayın ve içinden bir pipe cleaner geçirin. Sydney, bu hızlı suya batırma işleminin ağacın çatlamasını önleyeceğine inanırdı.

Sydney P. Ram’ın yaptığı bir pipoyu, “God Bless America” diyerek suya daldırıp sonra havluyla kuruladım ve içinden bir pipe cleaner geçirdim. Harika içim verdi!
Ben de bunu bir kez denedim, hem de Sydney Ram’ın yaptığı bir pipoda. Pipo hiç kullanılmamıştı ve yapılalı 50 yıl olmuştu. Su pipoya hiçbir zarar vermedi, gayet güzel içildi. Yine de bana göre başlangıçta sorun yaşamamanın en iyi yolu, yeni bir pipoyu son derece yavaş içmektir. Eğer hızlı içen biriyseniz ve bu size zor geliyorsa, alıştırma döneminde aynı anda iki pipoyu yakmayı deneyebilirsiniz: Biri, zaten alıştırılmış, alıştığınız piponuz; diğeri ise yeni olan, ara sıra hafifçe tüttürmekle yetindiğiniz pipo.
Amerika’nın en iyi çağdaş pipocularından Randy Wiley, tütünün eşit yanmasının çok önemli olduğunu söyler. “Ortadan iyi yanmasını sağlamalısınız” der. “Kaçınmanız gereken şey, bir tarafın aşırı ısınmasıdır.”
Pek çok kişi haznenin içine ince bir bal tabakası sürmeyi sever; bazıları ise su ya da tükürük kullanır. Tabii ki birçok pipocu da karbon kaplama uygular. Benim kişisel favorilerim Jess Chonowitsch ve Jim Cooke’un kaplamalarıdır. Jim, bu özel formülü Barry Levin ile birlikte geliştirmişti. Elbette başka pek çok iyi örnek de vardır. Öte yandan, yalnızca işlenmemiş çıplak ahşabı tercih eden pipocular da çoktur.
Anchorage, Alaska’dan tutkulu bir pipo koleksiyoncusu olan Gary Humphrey’in ise pipoları alıştırmak için kendine özgü bir yöntemi var.“Genellikle büyük hazneli pipolar içerim. Yeni bir pipo aldığımda ise onu yedi gün boyunca, her gün düzenli olarak içerim,” dedi. “O noktadan sonra, artık olabileceği kadar alıştırılmış hale geldiğini düşünürüm.”
Solda Gary Humphrey, yanında W.O. Larsen pipoları konusunda uzman koleksiyoncu Rob Cooper.
Richard Esserman, deneyimli bir koleksiyoncu ve New York Pipe Show’un organizatörlerinden biri, benzer bir yaklaşım sergiler. “Ben sabırsız biriyim,” der. “Hiçbir pipom 10 dolumdan fazla alıştırma gerektirmez.” Rich’in yeni pipolar için geliştirdiği çok özel bir yöntemi vardır. Önce haznenin içine az miktarda su uygular( sadece ince bir tabaka). Bunun kurumasını bekler, sonra işlemi tekrarlar. Suyun iyice emilip buharlaşması için bunu iki ya da üç kez yapmayı sever. Ardından tütün koymadan önce haznenin içini kaplamak için biraz bal sürer. “İçtiğim ilk dolumun bir önemi yok,” der. “Asıl amaç piponun çatlamamasını sağlamaktır. Her yeni dolumla birlikte pipo daha da iyi hale gelir.”
Ünlü Charatan koleksiyoncularından Basil Sullivan ise yıllarca Indiana Briar Friars toplantılarını organize etmiştir. O, birçok pipo içicisinin hislerine tercüman olurken şöyle der: “Yeni pipoları alıştırmaktan nefret ediyorum. Hazırda, başkalarının çoktan alıştırdığı estate pipoları almayı tercih ediyorum. Çünkü o zahmetli işi başkası yapmış oluyor ve gerçekten çok zahmetli bir iş!”
Öte yandan, bambaşka bir uçta ise Briar Rose pipo dükkânını işleten başarılı tütüncü Shane Pappas vardır.Geçen yıl Carson, CA’da Shane ile konuştuk. Bu konuda son derece tartışmalı bir görüşe sahip. “Benim için, bir piponun verdiği en iyi içim ilk dolumdur. Sonraki her içimde giderek kötüleşir,” dedi. Şaşkınlıkla yüzüne bakarken, “Evet, briar pipolardan bahsediyorum,” diye ekledi. Zihnimden geçenleri okumuş gibiydi, çünkü ben tam da mısır koçanı ya da kil pipolardan söz ettiğini düşünecektim. Hiç kuşkusuz, benim deneyimim şu ki koleksiyoncuların çok büyük çoğunluğu Basil ile aynı fikirde. Doğrusunu isterseniz, Shane’in bu görüşünü paylaşan tek bir pipo içicisi tanımıyorum. Ama varsa, lütfen deneyiminizi bana bildirin.
Del Mar, CA’dan Andy Herbruck, yıllar boyunca binlerce pipo alıp satmış biri olarak yeni pipoları alıştırmak için oldukça ilginç bir yöntem geliştirmiş. “Yakıyorum, birkaç nefes çekiyorum, tütünü bastırıyorum ve pipoyu gece boyunca öylece bırakıyorum,” dedi. Ertesi gün aynı işlemi tekrar yapıyorum. Tek bir dolumu içmem beş ya da altı gün sürebiliyor. Bu süreci beş ya da altı kez tekrarlıyorum. Ayrıca, pipoda hep aynı tür tütünü kullanmanın çok önemli olduğuna inanıyorum. 25 yıldır koleksiyonerim ve bu sistemi tamamen tesadüfen keşfettim. Yeni pipolarım bu yöntemle daha iyi içim veriyor gibi görünüyor. Bence olan şey şu: Pipo ısınıyor, sonra kuruyor ve içindeki nem çıkıyor.
Görünüşe göre bir pipoyu alıştırmanın doğru ya da yanlış bir yolu yok. Washington, D.C.’deki W. Curtis Draper’dan tütüncü John Cox bana bir keresinde şöyle demişti: “Beş pipo içicisini aynı odaya koy, beş farklı görüş alırsın.” [Daha sonra, “Duke” lakabıyla bilinen Cox’u ziyaret edip, bu sözün kitabın tamamındaki en derin düşünce olduğunu düşündüğümü söyledim.]
Yine de, neredeyse bütün pipocuların hemfikir olduğu birkaç nokta var. Örneğin, çoğu kişi aynı pipoda hep aynı tütünü kullanmanız gerektiğini kabul eder. Aksi halde, tıpkı aynı bardakta önce kahve içip sonra yıkamadan çay içmek gibi, tatlar birbirine karışır. Herkesin katıldığı bir diğer nokta ise, briar ağacı çok fazla ısınırsa çatlayacağıdır.
Bu konuda herkesin onlarca farklı teorisi olabilir, ama tüm koleksiyonerler şu konuda hemfikirdir: Yeni bir pipo mutlaka yavaş içilmelidir — evet, tekrar ediyorum, yavaş içilmelidir — ve tütün, haznenin ortasında eşit biçimde yanmalıdır.
(Soldan sağa) Üst düzey koleksiyoncu Joe Lankford, Corinna Vogt ve Hans Joachim Frank. Joachim, yeni pipoları doldurma ve alıştırma konusunda devrim niteliğinde bir teknik geliştirmiştir.
Bu konuyu araştırırken yaklaşık yarım yüzyıl öncesine ait bir Pipe Lovers dergisi buldum. Açıkça görülüyor ki, bu konuda son 50 yılda hiçbir şey değişmemiş, önümüzdeki 50 yılda da değişmeyecek. Derginin Eylül 1949 sayısı şu tavsiyeyi veriyordu:
“Pipolardaki yanma sorunlarının çoğu, piponun yanlış alıştırılmasından kaynaklanır. Yeni bir pipoya alıştırma döneminde özenle bakmak şarttır. Yanmakta olan tütünün sıcaklığı, haznenin yanmasını önleyecek kadar düşük tutulmalı ve aynı zamanda ilk cake tabakasının oluşmasına yardımcı olmalıdır.”
Bir piponun ne zaman “alışmış” sayılacağına gelince, iş yine “beş farklı pipocuya beş farklı görüş” meselesine dönüyor. Yani tek bir doğru yok. Senin alıştı dediğine ben hâlâ “neredeyse hiç içilmemiş” diyebilirim. Dünyanın gelmiş geçmiş en iyi pipocusu kabul edilen İsveçli Bo Nordh bana bir keresinde şöyle demişti: “Bir piponun bazen tam anlamıyla alışması için 50 kez içildiği de olur. Ben şahsen Bo ile aynı fikirdeyim; benim deneyimim de tam olarak böyle. Ama Rich Esserman tamamen farklı düşünüyor. “Eğer 50 dolum beklemek zorunda kalsaydım, hiç pipo sahibi olmazdım,” diyor. Pipe Collector’s Club of America başkanı Bob Hamlin ise yıllar boyunca binlerce pipo satmış, bu konuda oldukça bilgili biridir. “Bir fikir birliği olduğunu sanmıyorum,” der. “Ama şimdiye kadar en çok duyduğum sayı yaklaşık 20 dolum. Ondan sonra pipo gerçekten alışmış olur. Tabii sihirli bir sayı yok; her pipo farklıdır.”
Bu konuda, yani her piponun farklı olduğu gerçeğinde, herkes hemfikir. Bazı pipolar diğerlerine göre çok daha kolay alışır. Paris’te yaşayan ve Lars Ivarsson pipolarına hayran bir koleksiyoncu olan Jean Luc Silbereis şöyle der: “Bu işin bir sayıyla ilgisi yok. Gereken süre neyse odur. Hemen olabilir ya da hiç olmayabilir. Bazıları asla alışmaz, bazıları ise beş ya da altı içimden sonra harika hale gelir.” Eski pipoları temizleyip hem yeni gibi görünmesini hem de eskisinden daha iyi içim vermesini sağlayan San Diego’lu uzman Jim Benjamin de briar konusunda asla çözemeyeceğimiz sırlar olduğunu söyler. “32 yıl boyunca iyi içmeyen bir Barling pipom vardı, birdenbire açıldı ve mükemmel hale geldi,” der. “Şimdi en sevdiklerimden biri.”
Gördüğünüz gibi, kesin ve katı kurallar yok; tek kural, yeni pipolarınızı ahşabı fazla ısıtmadan yavaş içmektir. Bunun dışında farklı sistemleri denemek ve kendi yöntemlerinizi keşfetmekte fayda var. Ama unutmayın: Pipo içmek keyifli bir hobi olmalı, asla zahmetli bir işe dönüşmemelidir. Randy Wiley’nin dediği gibi: “En iyi sistem, en az uğraş gerektirendir.”
Sonuçta, hangi yöntemi kullanırlarsa kullansınlar, bütün pipo içicileri şunu bilir: Yeni pipoları özenle alıştırmaya değer. Hayatta, iyice alışmış, temizlenmiş, havalandırılmış, kurutulmuş ve sonra tekrar tekrar içilmiş bir pipo kadar konforlu, keyifli ve tatmin edici çok az şey vardır. Üstelik güzelliği şudur: Her yeni dolumda briar daha da iyi hale gelir.
Düşünsenize, elinize aldığınız her piponun size eski bir ayakkabı ya da yumuşacık bir kot pantolon gibi uyum sağladığını… İşte çoğu deneyimli pipo içicisi için bu böyledir ve bu yüzden koleksiyonlarını bitmeyen bir keyif kaynağı olarak görürler.
İtalyan usta Alberto Bonfiglioli’nin yaptığı sıra dışı bir yeni pipo. Yavaşça alıştırılırsa ömür boyu dayanacaktır.





Comments
Post a Comment