BERTRAM: ULUSUN PİPO USTASI
Bu makale ilk olarak 2002 yılında The Pipe Smoker's Ephemeris dergisinde yayımlandı. Daha sonra birkaç farklı koleksiyoncu beni arayarak bu yazı sayesinde bazı Bertram pipoları edindiklerini ve çok memnun kaldıklarını söyledi. Gerçekten de iyi bir fırsat sunabiliyorlar.
Amerika’daki en iyi pipo dükkânlarının bazılarının Washington, D.C. ve çevresinde bulunması aslında hoş bir ironi. Çünkü hepsi, ülkenin başkentindeki meclis salonlarına ve bürokratik ofis binalarına çok yakın. Burada politikacılar, tütüne dair her şeye en sert şekilde karşı çıkan kim olacak diye adeta birbirlerinin üstüne tırmanırken, tabii iş vergi gelirlerini harcamaya geldiğinde kimse bu konuda sesini çıkarmıyor.
Şehrin ayrıca yüzyılı aşkın bir geçmişe dayanan köklü bir pipo mağazaları geleneği de var. Bunların en ilginçlerinden biri, 1870’lerden 1960’ların sonuna kadar açık kalan Bertram’s idi. Dr. Martin Luther King Jr.’ın suikastının ardından çıkan isyanlar ve yangınlar sırasında dükkân tamamen harap oldu.
Ama Bertram’ın neredeyse 100 yıllık varlığı boyunca dünya çapında tanınmasının başlıca nedeni, “Bertram Washington, D.C.” damgası taşıyan olağanüstü pipolarıydı. Bu yüzden şirket, “The Nation’s Pipe Maker” (Ulusun Pipo Ustası) olarak bilinir hale geldi.
Bu, 1930’lardan kalma bir Bertram broşürünün yeniden basımıdır. O dönemde Bertram pipo satın alan her müşteriye verilirdi.
Bugün bu pipoların birçoğunu pipo dükkanlarının ikinci el bölümlerinde ve ülkenin dört bir yanında düzenlenen pipo fuarlarında koleksiyoncuların masalarında bulmak mümkün. Çoğu çok uygun fiyatlarla, 10 ila 50 dolar arasında satılıyor. Bu bana hep garip gelmiştir çünkü Bertram pipolarının pek çoğu gerçekten olağanüstüdür.
Sahip olduğum büyük bir düz damarlı billiard pipo var. Bunu pipo yazarı Richard Carleton Hacker’dan 40 dolara satın almıştım. Tüm zamanların favori pipolarımdan biridir. O kadar çok seviyorum ki, bana bin dolar verseler yine de o pipoyu vermem. Ama tüm Bertram pipoları harika değildir; sizin damak zevkinize uygun olanı bulmak için birkaç farklı pipo denemeniz gerekebilir.
Bu olağanüstü pipoları yapan üç kuşak Bertram vardı. Her şey 1874’te başladı. Leipzig, Almanya’da pipo ustası olan Bay Bertram Amerika’ya geldi ve Washington’a yerleşerek bir pipo dükkanı ve atölye açtı. Oğlu Sydney Bertram da usta bir pipo yapımcısı oldu ve zamanla Bertram pipoları senatörler, kongre üyeleri, yargıçlar, büyükelçiler ve dünya liderleri tarafından aranır hale geldi.
Joseph Stalin, büyükelçisine Bertram’s’tan pipo ve tütün aldırıyordu. Başkan Franklin Roosevelt’in ünlü sigara ağızlıkları Sydney Bertram tarafından tasarlanmıştı. General MacArthur ve General Patton, müşterileri arasında yer alan üst düzey askeri isimlerden bazılarıydı. Ayrıca Red Skelton ve Edward G. Robinson gibi pek çok ünlü de Bertram pipoları ve tütünlerini kullanıyordu.
1930’lar ve 40’larda, kurucunun oğlu Sydney Bertram, sattığı her pipoyla birlikte müşterilerine iki sayfalık bir broşür verirdi. Bu broşürde pipoya nasıl bakım yapılacağı anlatılırdı. Okuması büyüleyiciydi, pipo dünyasının neden hala bu kadar ilgi gördüğüne dair içgörüler sunuyordu. 21. yüzyılda hala bu kadar ilgi çekmesinin sebeplerinden biri de, 70 yıl önce o broşürde verilen tavsiyelerin bugün de geçerli olmasıdır.
Başka bir deyişle, dünya ışık hızıyla değişiyor olsa da hala aynı kalan birkaç şey var.
Sydney şöyle yazmıştı: “Unutmayın, piposundan en fazla dumanı çıkaran değil, piposunu yavaş ve serin içen kişi piposundan en büyük faydayı sağlar.” Aynı öğüdü neredeyse aynı kelimelerle, eski pipoları yenileyen Jim Benjamin gibi pipo uzmanlarından ve düzenli olarak pipo dergilerinde bilgi ve tavsiyeler veren Rich Esserman’dan da duymuştum.
Sydney Bertram ayrıca karbon tabakasını (carbon cake) minimumda tutmayı tavsiye ediyordu. Onun endişesi, karbonun ısıya maruz kaldığında briar’dan daha hızlı genişlemesiydi; bu yüzden fazla kalın bir karbon tabakası pipo haznesinde çatlaklara yol açabilirdi. “Bertram piponuz tamamen gözenekli olduğu için ısı ve nemi emmek üzere herhangi bir ‘cake’ ya da karbon tabakası gerektirmez,” diye yazmıştı. “Pipo duvarları bu görevi yerine getirir ve sadece en serin ve kuru dumanın ağza ulaşmasını sağlar.”
Ben Sydney Bertram’ın karbon tabakası konusundaki her şeyine katılıyorum, fakat ben neredeyse hiç karbon tabakası istemem. Sebebi farklı: Tütünü saf haliyle tadabilmek. Önceki içimlerden kalma katran ve yapışkan artıklarının bıraktığı tatla bozulmuş bir tütün içmekten daha kötü bir şey yoktur. Hele ki bunlar ikinci el bir “estate pipo”da, başkasının kullandığı ve içinde katılaşmış artıkların kaldığı durumdaysa… İğrenç!
Bertram’ın ilk pipoları Cezayir briarıyla yapılmıştı ve broşürlerine göre ne boyanmış ne de cilalanmıştı. Defalarca içildikten sonra, pipolar vişne maununa dönüşen bir renge bürünürdü.
1940’larda yapılmış en sevdiğim Bertram pipolarından bazıları tam da bu renge dönüştü. Bu durum, bana, pipolar ilk yapıldığında az miktarda kırmızı, turuncu ya da maun lekesi sürülmüş olabileceğini düşündürüyor. Lars Ivarsson’un da belirttiği gibi, hiç lekelenmemiş briar zamanla koyulaşır ve grimsi kahverengiye döner; fakat pipocu kırmızı ya da koyu turuncu bir boya eklerse, bu, onlarca yıl sonra Bertram’ın da reklam ettiği o vişne maununa dönüşecektir.
Bertram pipolarının üçüncü kuşağı, Sydney Bertram’ın oğlu tarafından yönetiliyordu. Onun adı farklı bir yazılışla kısaltılarak “Sid” olarak biliniyordu. Ülkenin başkentinde Sid’in işlettiği dükkan...
Sid’in devraldığı dükkanda, muhteşem pipo vitrinlerinin sergilendiği geniş pencereler vardı.
1949’da Pipe Lovers dergisinden bir muhabir dükkanı ziyaret etti ve Bertram adının altında “Zanaatkarlık Bizim Geleneğimizdir” sözlerinin yazılı olduğunu aktardı. Muhabir şöyle devam etti: “Bunun hemen altında sadece boyanmış değil, cam üzerine el işçiliğiyle oyulmuş bir av sahnesi var. Bu sahne mağazanın ön cephesinin neredeyse tamamını kaplıyor; içeride beklenen kaliteyi simgeleyen bir işaret.”
Vitrinlerdeki Bertram pipolarının yanı sıra, mağazada dünyanın dört bir yanından onlarca farklı pipo markası ve oymaları da sergilenirdi. Bunlardan biri, Napoleon’un kızakla gittiği bir meerschaum (lületaşı) pipoydu; atlar büyük bir ustalıkla oyulmuştu. O pipo 1949’da 1.200 dolara değer biçilmişti. Bu da bugünün parasıyla yaklaşık 25.000 dolara denk geliyor, özellikle de pahalı ve nadir pipoların 20. yüzyıl ortasından beri gösterdiği dramatik değer artışı düşünüldüğünde.
Sid Bertram II. Dünya Savaşı’na katıldı ve yaralandı. Savaştan döndüğünde dükkanda özellikle diğer yaralı gazilere ilgi gösterdi. 1945’te “Bertram School for Disabled Veterans”ı (Gaziler için Bertram Okulu) kurdu. Burada bu yaralı gazilere pipo yapımını öğretti. Amacı, becerilerini geliştirip pipoculukla geçimlerini sağlayabilmelerine yardımcı olmaktı; savaşta bir uzvunu kaybetmiş olsalar bile.
Ne yazık ki, tahmin edilebileceği gibi, bazı pipolar diğerlerinden daha iyiydi. Savaştan sonra yapılan birçok Bertram piposu, önceki dönemlerdeki kadar kaliteli değildi. Özellikle, Sidney Bertram ve babası tarafından el yapımı yapılanlarla kıyaslandığında.
Kalite, ilerleyen yıllarda daha da düştü. Çünkü Bertram pipoları çeşitli fabrikalarda üretilmeye başlandı. Amerika Pipo Koleksiyoncuları Kulübü başkanı Bob Hamlin, 1960’larda New York’taki bir fabrikada yapılan Bertram pipolarını hatırladığını söylüyor. Richmond, Virginia’dan pipo ustası John Eells ise bir zamanlar üzerinde “Made in France” damgası bulunan güzel bir eski Bertram piposuna sahipti.
John, o piponun kusursuz biçimde delinmiş olduğunu ve ağacının çok güzel göründüğünü söyledi. “Keşke onu hiç satmasaydım,” dedi.
Boston’lı bir pipo ustası olan ve dedesinin kurduğu L.J. Peretti Co.’yu yöneten Robert Peretti ise Weber Pipe Co.’nun daha sonraki birçok Bertram piposunu yaptığını düşünüyor. “1950’ler ve 60’larda Bertram dükkanını birkaç kez ziyaret ettiğimi hatırlıyorum,” dedi Bay Peretti. “Gerçekten güzel bir dükkandı,tam anlamıyla bir pipo dükkanı. Çok iyi stoklanmıştı ve mükemmel bir tamir hizmetleri vardı. Sid Bertram benden yaklaşık 10 yaş büyüktü ve onu çok nazik bir adam olarak hatırlıyorum.”
İşte benim iki Bertram düz damarlı pipom – ikisi de 1940’larda yapılmış.
Dolayısıyla, üzerinde “Bertram Washington, D.C.” damgası taşıyan bir pipo ile karşılaşırsanız, dikkatle incelemeye değer. Bunun, Cezayir briarından yapılmış, vişne maununa dönmüş zarif el yapımı pipolardan biri mi, yoksa daha çok eski bir fabrika piposuna benzeyen, kahverengimsi turuncu renkte bir pipo mu olduğunu anlamaya çalışın. Her iki durumda da eski ağaçtan yapılmış bir pipo bulacaksınız ve çoğu zaman olağanüstü içim özelliklerine sahip olacaktır.
Son Bertram piposu 1960’ların sonlarında yapıldı. Yani elinizdeki Bertram piposunun en az otuz yaşında olduğunu bilirsiniz.
Pipo koleksiyonculuğuna yeni başlayanlar için şunu bilmek gerekir: Bertram örneği alışılmadık değildir. Eski pipolar olağanüstü iyi yapılmışken, daha sonrakiler açıkça daha düşük kalitedeydi.
Bu yüzden, örneğin “pre-trans” Barlings pipoları, 1980’lerde yapılmış Barlings pipolarına göre çok daha fazla talep görür. “Pre-trans” terimi, şirketin 1960’ta satılmadan önceki dönemine işaret eder. Sonrasında bir geçiş dönemi yaşandı; bu dönemde de iyi Barlings pipoları üretildi. Ardından, “post-trans” dönemi geldi ve bu da daha düşük kalitedeki Barlings üretimiyle bilinir. Koleksiyon piyasasında asıl büyük parayı kazandıranlar, “pre-trans” Barlings pipolarıdır.
1930’lardaki pipo reklamlarına bakarsanız, Dunhill, Comoy veya Kaywoodie arasında çok az fiyat farkı olduğunu görebilirsiniz. Oysa bugün eski Dunhill pipoları, eski Comoy veya Kaywoodie’lerden çok daha değerlidir. Bunun nedeni, Comoy ve Kaywoodie’nin de Bertram gibi aynı yolu izlemiş olmalarıdır: Daha sonraki yıllarda üretim ve satış stratejilerini değiştirerek, ucuz pipolarla kitle pazarına yöneldiler. Ancak bu yeni pipolar, şirketlerin önceki üretimleriyle çok az ortak noktaya sahipti.
Koleksiyoncular her zaman ne aldıklarını bilemez. Eski bir pahalı pipoyu mu, yoksa sadece çok içildiği için eski görünen ucuz bir yenisini mi aldıklarını anlamayabilirler. Ayrıca Dunhill, pipolarını tarihleme konusunda akıllıca davrandı. Dolayısıyla bugün, 2002’de, elinizdeki Dunhill piposunun 1992’de mi, 1952’de mi, yoksa 1912’de mi yapıldığını kesin olarak bilebilirsiniz.
Biliyorum, Kaywoodie ve Comoy pipolarını en azından on yıllık dönemlerle tarihlendirebilen uzmanlar var. Ama benim bildiğim kadarıyla bir Bertram’ı tarihlendirmenin tek yolu, satıcının dürüst olup piponun ne zaman yapıldığını bilmesidir ; özellikle de o pipo dükkandan alınmışsa. Sahip olduğum pipolardan biri bana bir Chicago koleksiyoncusu tarafından satılmıştı. Bana, babasının o pipoyu 1940’larda Bertram’s dükkanından aldığını söylemişti.
Son olarak şunu da eklemek istiyorum: Eski pipoların günümüzde yapılan pipolardan mutlaka daha iyi olduğu izlenimini sizde bırakmak istemem.Bazı eski fabrikalar için bu doğru olabilir ama bireysel pipo ustaları söz konusu olduğunda kesinlikle geçerli değildir.
Nasıl ki ben bugün mesleğimde 10 ya da 20 yıl öncesine göre daha iyiysem, eminim siz de öylesinizdir; aynı şekilde bireysel ustaların yaptığı pipolar da öyledir. Benim kişisel favorilerimden ikisi Jess Chonowitsch ve S. Bang pipolarıdır; ikisi de Danimarka’da yapılmış ve dünyanın en iyi pipo markaları arasında kabul edilmiştir.
2001’de Chicago Pipe Show’da, bir Avusturya firması 1970’lerin ortasında yapılmış, hiç içilmemiş yarım düzine S. Bang piposu sundu. Jess Chonowitsch’ten bu pipoların kalitesi hakkında görüşünü rica ettim. “Onlarda yanlış bir şey yok,” dedi, “ama son birkaç ayda yapılmış S. Bang pipolarını alsanız daha iyi olur. Bugünkü işçilik çok daha üstün, briar ise kat kat daha iyidir. Eski günlerde bizim bugün alabildiğimiz kaliteyi karşılayacak briarı almamız mümkün değildi.”
Tim West, Jim Cooke, Paul Bonaquisti ve birçok pipo ustasıyla konuştum; hepsi de son yıllarda yaptıkları pipoların en iyilerinden olduğunu söylüyor.
Konuyu biraz daha karıştırmak gerekirse, 60 yaşındaki Bo Nordh, hayatında yaptığı en güzel piponun 40 yaşındayken yaptığı bir “ballerina” olduğunu düşünüyor. “Her şey bu pipoda tam oturdu ve ben bu kadar güzel bir pipo daha yapabileceğimi hayal edemiyorum,” diyor. Yine de Bo’nun son on yılda yaptığı pipolar inanılmaz değerli ve gençliğinde yaptıklarından çok daha kıymetli kabul ediliyor.
Bir Bertram piposunun 1930’larda usta bir zanaatkarın elinden mi çıktığını, yoksa 1960’larda bir fabrika bandından mı geldiğini kesin olarak bilmek mümkün olmasa da, bu markayı satışta bulduğunuzda denemenizi şiddetle tavsiye ederim. İyi olanlar o kadar iyidir ki, tam size uyanını bulmak için birkaç deneme yapmaya değer.
Bertram pipolarımı içerken her zaman Amerikan tarihinin bir parçasını hissederim. Özellikle de bu pipoların bu ülkeye dair özel bir şeyi temsil ettiklerini düşündüğüm için. Onlar mükemmeliyet geleneğini yansıtır…


Comments
Post a Comment