Akla Gelebilecek En İyi Fırsat
Kendi pipo alışverişlerim beni nasıl en üst sınıf modellere götürdüyse, aynı şekilde müthiş içim veren ucuz eski pipolara da götürdü. 2.000 dolarlık pipolarım da var, 20 dolarlık da. Daha az pahalı, eski pipolardan da aynı derecede iyi bir içim almak mümkün mü? Bence mümkün. Her zaman değilse de çoğu zaman, bu yazının anlatmak istediği de bu.Şöyle düşünüyor olabilirsiniz: Madem öyle, biri neden bir pipoya bir sürü para harcasın? İki nedeni var. Birincisi, üst sınıf pipolarda fabrika üretiminde bulunmayan bir güzellik ve karakter vardır. İkincisi, harika içim veren bir pipoya denk gelme olasılığınız, üst sınıflara yöneldiğinizde ölçülemeyecek kadar artar. Ayrıca, kendi piponuzu ilk kez kullanmanın da ayrı bir keyfi vardır; onu satın almaya karar verdiğiniz anı, ilk kez yaktığınız dakikayı ve zamanla hayatınızın bir parçası haline gelen bütün o anları hatırlamak çok özeldir.
Bunu söylemişken şunu da eklemeliyim: 50 doların altında aldığım, onlarca yıl önce yapılmış, koleksiyonumda gözüm gibi sakladığım ve ne kadar gayriresmi olursa olsun rotasyonumda keyifle içtiğim harika içimlik kaç pipo var, sayısını bile bilmiyorum.Bundan daha iyi bir fırsat hayal etmek zor. Yine de, koleksiyoncuların pek azının bundan yararlanması beni hala şaşırtıyor.Sözünü ettiğim şey, eski ve ucuz pipoları satın alıp temizletmek ve yüzeylerini yeniletmek; böylece 1927’de, 1935’te ya da 1956’da ilk kez o dükkânda satıldıkları günkü hâline tıpatıp benzemeleri. Üstelik şimdi daha da iyiler; çünkü artık açılmış durumdalar ve eski briar yıllanmış bir şarap gibi olgunlaşıp yumuşamış. Çoğu zaman bu pipoların ağızlıkları yumuşak, esnek kauçuktan olur; ağızda inanılmaz rahat durur. Bu türden yüzlercesine sahibim.
Her şey, 1940’larda California’da Yagerlehner adlı biri tarafından yapılmış, kir içinde kalmış, free-hand bulldog bir pipoyla başladı. Üzerindeki damgada “Yager Hand Made.” yazıyordu. John Weidemann’dan, onun o benzersiz ve çok aranan pipo setlerinden ya da onun deyimiyle “smoking instruments” birini satın aldığımda hediye olarak almıştım. John’un briar pipoları tütünün gerçek tadını almanıza imkân verir. John elli yıldır pipo içen, koleksiyonculuk yapan ve antikacılık eden biridir; pipolar ve purolar hakkında herkes kadar, hatta daha fazlasını bilir. Ayrıca müthiş bir mucittir; dehasının bir kısmı, genel kanıya meydan okuyan keşifler yapmasında yatar.
Bu işin büyük sırrı, çok eskiden yapılmış pipolardır özellikle Amerikalı ustaların, güzel briar kullanarak yaptıkları. Üzerinde Dunhill, Charatan ya da Comoy gibi bir isim damgalı olmadığı için koleksiyoncular bunlara bakmaya bile zahmet etmez dedi. “Yine de kullanılan ağaç, o firmaların bugün ürettiği pipolardakiler kadar iyi—hatta çoğu kez daha iyi. 1990’larda, 1930’lardaki birçok pipoyla yarışacak kalitede briar kullanılan bir pipoyu bulmak için 300 dolar ya da daha fazlasını vermeniz gerekir; oysa 30 dolar ya da daha ucuza alınabilecek nice 1930’lar piposu var. Asıl mesele, bunları temizletmek. Benim gibi çoğu pipo ustası temizlik işi yapmaz; bunlar genellikle iki ayrı iş koludur.”
Ben de John’dan aldığım Yager Hand Made pipoyla eve gittim; kirliliğinden dokunmaya bile çekiniyordum. Kasede hâlâ biraz tütün vardı. “Cake” o kadar kalındı ki serçe parmağımı kâseye sokamadım. Zaten denemek de istemezdim; çünkü kâsenin ağzında eski bir örümcek ağının kalıntıları duruyordu. Diş izleriyle dolu ağızlığın üstünde çirkin, gri-sarı bir oksidasyon tabakası vardı. İğrenç!Yine de temizletmeye kararlıydım; iyi bilinen bir pipo mağazasına götürdüm. “Sorun değil,” dedi satış görevlisi.Bir hafta sonra hevesle almaya gittim.Çok daha iyi görünüyordu içi kazınmış, cilalanmış ve parlatılmıştı; ama hala tam anlamıyla temiz sayılmazdı, hala biraz kirli hissi veriyordu Bir kase tütün içtim; acı ve itici geldi. İster istemez, onu 40’larda kimin içtiğini ve ne tür hastalıkları olabileceğini düşündüm.
Bunun üzerine, eski bir dostum ve birkaç pipo kitabının yazarı olan, konuya çok hâkim bir koleksiyoner Richard Carleton Hacker’ı aradım. Rick, John Weidemann ile bu konuda tamamen aynı fikirde olduğunu söyledi.
Rick, pek bilinmeyen eski pipoların özellikle de Amerikan yapımı olanların gizli değeri konusunda John Weidemann’la tamamen hemfikir olduğunu söyledi. Ayrıca, Amerikan pipo dükkânlarının damgasını taşıyan birçok piponun aslında İngiltere, Fransa ve başka ülkelerde üretildiğini ekledi. Sonra bana, pipo koleksiyonumu sonsuza dek değiştirecek bir isim ve telefon verdi: San Diego’dan Jim Benjamin.
Jim’i aradım; bana yarım yüzyıldır pipo temizliği üzerinde çalışıyormuş.. Sırlarını keşfedip kopyalamaya çalışan çok kişi olmuş, ama kimse başaramamış. Tamir yapmadığını; temizlik, yenileme ve yüzey yenilemede uzmanlaştığını söyledi. Birkaç pipo dükkânı için çalışıyor; dünyanın dört bir yanından insanlar pipolarını ona gönderip hayata döndürmesini istiyor. İster birey ister mağaza olsun herkesten pipo başına aynı sabit ücreti aldığını ve piponun içi dışı yepyeniye en yakın hâle getirilmiş olarak geri döneceğini garanti etti.
Ben de Yager Hand Made pipomu Jim’e gönderdim; sonuçta pipo bana bedavaya gelmişti, ikinci kez temizletmek için ödeyeceğim para pek bir kayıp olmayacaktı.
Birkaç gün sonra pipo posta kutuma geldi ve doğrusu tanıyamadım. Ağaç bal rengi kahverengiydi—ilk yontulduğu gün nasılsa öyle. Ağızlık resmen parlıyordu. Piponun sap kısmının ve tütün haznesine bağlanan yuvasının içi tamamen temizlenmiş, ham ahşap görünüyordu. Pırıl pırıl parlıyorlardı.Yepyeni bir pipo gibi kokuyordu,hiçbir koku yoktu. Tertemizdi.Aslında pipo o kadar yeni görünüyordu ki, önce içmeye çekindim. İki deneyimli pipo koleksiyonerine gösterdim; ikisi de aynı sorunun bir çeşidini sordu: “Nasıl oldu da 50 yıllık olup hiç içilmemiş böyle harika bir pipoyu buldun?” Piponun ve temizliğin hikâyesini anlatınca, biri bana inanmadı; diğeri ise “Evet Jim Benjamin’miş bilmeliydim,” dedi.Pipo nasıl içiyordu? Hiç abartmadan söyleyebilirim ki, bin dolardan fazla ödediğim bazı pipolardan bile çok daha iyiydi. Daha yumuşak, daha serin, üstelik çok daha kolay içiliyordu. Bugün hala öyle.
Bu da beni üç şey yapmaya itti: 1) Yager’in kim olduğunu öğrenmek ve bulabildiğim her Yager Hand Made pipoyu satın almak; 2) özellikle Amerikan yapımı olmak üzere, bulabildiğim kadar başka ucuz eski pipo almak; 3) sahip olduğum her pipoyu ve aldığım her ikinci el pipoyu temizlik ve yüzey yenileme için Jim Benjamin’e göndermek.
Yeni gibi görünmesi için elden geçirilmiş eski Yager Hand Made pipolardan biri
Daha önce söylediğim gibi, Yager’in gerçek adı Yagerlehner’di. Glendale, CA’deki eski Smoker’s Den için pipo tamiri yapardı. Uzun zaman önce vefat etti; yine de onu onlarca yıl önce tanımış iki pipo ustasına ulaşabildim ve ikisi de ondan yüksek saygıyla söz etti.Ken Erickson ve Paul Perri; California’nın en iyi pipo ustalarından ikisi.
Daha fazla Yager Hand Made pipo satın alma işine gelince, John Weidemann’ın Yagerlehner’in özel koleksiyonundan 30 parça vardı ve hepsini aldım. Eski Algerian briar, üzerinde hafif turuncu bir leke taşır ve sık içildikçe kırmızımsı kahverengiye döner; başka pek az piponun verebildiği bir içim zevki sunar. Elbette bu, pipolar iyice temizlenip neredeyse yepyeni hâle getirildikten sonra geçerli.Yager deneyimimden sonra Bertram of Washington, D.C., Cellini, Weber, Linkman, Victor’s, KB&B, Malaga, Custombilt, JHW, Dudleigh’s of Hollywood, Kaywoodie, Tracy Mincer, Marxman, Ries Bros. Corp., W.C. Demuth ve daha onlarcasını keşfettim. Umarım gelecekte yüzlercesini daha bulurum.
Dünyanın en bilgili koleksiyonerlerinden üçünü de tanıdım: Üçü de erken dönem American pipolarına en az benim kadar ilgi duyuyor ve koleksiyonlarında toplamda yaklaşık 8.000 parça bulunuyor.
“Made in England” damgalı eski bir Sasieni second. Bu ikinci el pipo temizlendi, tüy kadar hafif ve neredeyse kendi kendine içiyor, o kadar iyi. Buna 20 dolar ödedim.
Yalnızca eski American pipoları aldığım izlenimi vermek istemem. Nitekim kısa süre önce Jim’e şimdiye kadar satın aldığım en pahalı pipoyu gönderdim—kir içinde kalmış bir 1964 Sixten Ivarsson— akıl almaz derecede kirliydi. Geri geldiğinde, onu deneyimli bir koleksiyoner olan eski bir arkadaşıma gösterdim. “Yepyeni gibi görünüyor,” dedi. “Şaşkınım. Bu pipoyu on yıldır fuarlarda görürüm, ama sanki ilk kez bakıyormuşum gibi hissediyorum o kadar iyi görünüyor.”
Koleksiyonculardan, üzerinde havalı bir marka ya da süslü bir ad yoksa bu eski pipoların ikinci el piyasasının zayıf olduğundan yakındıklarını duydum. Ama ben diyorum ki, ne olmuş!
Bu yine de yüzyılın fırsatı—andan ibaret; yakında giderek daha çok deneyimli koleksiyoner bunun farkına varacak ve ikinci el fiyatları yükselecek. Fırsat çünkü 50 dolardan az bir paraya, güzel yaşlı ahşaptan yapılmış göz alıcı bir pipoya ve daha esnek, bulması güç Brezilya kauçuğundan bir ağızlığa sahip olabiliyorsunuz. Yenilendikten sonra yepyeni görünecek. İlk içiminizle açılmasını tamamlayacaksınız. Serin, taze ve dinlendirici olacak ve sonsuza dek dayanacak.
Aynı 50 dolarla alabileceğiniz dört beş puroyla karşılaştırın; o zaman neden “bundan daha iyi bir fırsat hayal etmek zor” dediğimi anlarsınız.





Comments
Post a Comment